Laparoskopik ve Robotik Cerrahi

ROBOTİK CERRAHİ

Da Vinci Robotik Cerrahi ya da diğer adıyla Robotik Cerrahi, doktor ve hastaya sağladığı özel ayrıcalıklar ile ön plana çıkan, günümüz tıp dünyasında cerrahinin ulaştığı en ileri teknolojidir.

Bu sistemde görüntüleme sistemi, laparoskopik cerrahi ilkesi ile çalışır. Yani hastanın vücudunun içinden görüntü kamera yardımı ile cerraha aktarılır. Robotik cerrahide laparoskopik cerrahiden farklı olarak bu görüntü üç boyutludur ve kamera kontrolü robot tarafından yapıldığı için titremesiz net bir görüntüdür. Ameliyat edilecek organa çok yaklaşılarak daha büyük büyütmede net görüntüler elde edilebilir.

Cerrah, bir konsol yardımıyla robot kollarını kumanda eder. Bu robot kolları hastaya yerleştirilir. Konsolda bulunan fiberoptik kablolar, robotun kollarına giderek cerrahın yaptığı küçük el hareketlerini robotik kollara aktarır ve bunlara bağlı cerrahi makas, doku veya iğne tutucu gibi aletlerin istenilen hareketleri yapması sağlanır. Robotik kollara bağlı cerrahi aletler 540 derece dönebildiklerinden el hareketlerinden çok daha fazlasını yapacak şekilde hareket edebilir. Ayrıca normalde insanın elindeki doğal titreme, robotik cerrahide cerrahi aletlerin uçlarına hiç yansımaz. Bu sayede hata payı da en aza indirilir.

Robotik Cerrahi ilk defa 1994’te kullanılmaya başlandı ve en yaygın kullanım alanı üroloji ameliyatları oldu. 2001 yılından bu yana tüm dünyada en fazla prostat kanseri cerrahisinde kullanılan da Vinci; böbrek, mesane ve testis kanserlerinde de kullanılmaktadır. 

Prostat cerrahisinde robotik cerrahinin hastaya sağladığı ayrıcalıklar:

  • Robotik cerrahi uygulanan hastalar diğer hastalara göre hastanede daha az kalırlar ve daha erken taburcu edilirler. Bunun nedeni robotik cerrahide ameliyat kesilerinin daha küçük olması, kan kaybının daha az olması ve ameliyat sonrası hastaların daha az ağrı duymasıdır.
  • Robotik cerrahi yöntemiyle radikal prostatektomi ameliyatı olan hastaların sondası daha erken dönemde çekilir. Yani sondalı kalma süreleri daha kısadır. Bunun nedeni ise robotik prostatektomi ameliyatında idrar kesesi ile üretra adı verilen dış idrar yolunun birbirine daha iyi ve su geçirmez bir şekilde dikilebilmesidir. Sonda alınma süresi genellikle 7 gündür.
  • Robotik cerrahi uygulanan hastalar ameliyat sonrası dönemde daha az ağrı duyarlar ve ağrı kesici ilaç alma ihtiyacı daha azdır. Çünkü yara kesileri açık cerrahiye göre daha küçüktür ve bu yüzden daha az ağrı hissederler.
  • Robotik cerrahide kanser kontrolü daha iyi sağlanır. Üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü görüntü özelliğine sahip kamera sistemi, 7 kademeli ve 540 derece her yöne hareket edebilme yeteneği olan robot kolları ile ameliyat sırasında kanserli doku daha net görülmekte ve çıkarılmaktadır.
  • Robotik cerrahi ile prostat ameliyatları sonrası idrarı kontrol edebilme daha iyidir ve daha çabuk olur. Görüntünün daha iyi olması, kanamanın daha az olması, mesane ile idrar kanalının daha iyi dikilebilmesi ameliyat sonrası dönemde idrar kontrolünün daha çabuk olmasını sağlar.
  • Robotik cerrahi ile yapılan prostat kanser ameliyatı sonrası daha erken cinsel yaşama dönüş görülür. Tıbbi açıdan uygun olan hastada, sertleşmeyi sağlayan prostat etrafındaki sinir ve damar demetinin korunması, robotik cerrahi ile daha net sağlanmaktadır. Bu yüzden ameliyat sonrası dönemde cinsel yaşama dönme bu hastalarda daha erken olmaktadır.

Böbrek tümörlerinde robotik cerrahinin hastaya sağladığı ayrıcalıklar:

Robotik cerrahi ile gerçekleştirilen böbrek tümörü ameliyatlarında, en iyi şekilde kanser kontrolü sağlanmaktadır. Uygun vakalarda yalnızca tümör dokusu çıkarılarak sağlıklı böbrek hastada bırakılmaktadır. Robot teknolojisi ile üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü büyütülmüş görüntü altında, tümörün doku içindeki derinlik hesabı rahatlıkla yapılarak tümör böbrekten uzaklaştırılır. Tümörlü doku çıkarıldıktan sonra oluşan doku boşluğu, açılan damarlar ve yaralanan idrar kanalları robotik kollar kullanılarak incelikle ve hızla onarılmaktadır. Büyük çaplı böbrek kanserinde ise böbreğin çıkarılması için uygulanabilmektedir. 

Ameliyat sonrasında ise tıpkı prostat kanserinde olduğu gibi böbrek tümörlerinde de robotik cerrahi sayesinde estetik görünüm bozulmamakta, hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci sağlanmakta, daha az ağrı duyulmakta ve günlük aktivitelere daha hızlı dönülmektedir.

Ürolojide prostat kanseri ve böbrek tümörlerinin yanısıra mesane kanseri, üreter darlığı, idrar kaçırma cerrahisi, böbrek çıkım tıkanıklıkları gibi birçok operasyon günümüzde robotik cerrahi ile gerçekleştirilebilmektedir.

 

LAPAROSKOPİK CERRAHİ

Laparoskopi, karın içi organların cerrahi tedavisinde, geniş ameliyat kesileri yerine 3 ya da 4 adet küçük (0.5 – 1 cm) delikten yerleştirilen borucuklardan ve bu borucukların içinden geçirilen uzun ince ameliyat ekipmanları ile yapılan ameliyat tekniğidir.

İşlem başlangıcında, cerrahın çalışma ve görüntüleme alanını sağlamak için karın, karbondioksit gazı ile şişirilir. Karın boşluğundan görüntüler yüksek çözünürlüklü kamera sistemi ile ekrana yansıtılarak, organın yaklaşık 10-15 kat büyütülmüş görüntüsü eşliğinde cerrahi gerçekleştirilir. Bu sistem, cerrahın çok daha küçük kesilerle geleneksel açık ameliyat ile aynı işlemleri yapmasına izin verir.

Laparoskopik Cerrahinin Ürolojide Kullanıldığı Alanlar;

  • Böbrek kanseri: laparoskopik radikal ve parsiyel nefrektomi
  • Prostat kanseri: laparoskopik radikal prostatektomi
  • Mesane kanseri: laparoskopik radikal sistektomi
  • Böbrek üstü bezi (adrenal) tümörleri: laparoskopik adrenalektomi
  • Testis kanseri: laparoskopik RPLND
  • İnmemiş testis: laparoskopik orşiopeksi
  • Böbrek çıkım (UP) darlıkları: laparoskopik pyeloplasti
  • Böbrek alınması: laparoskopik nefrektomi

Laparoskopik Cerrahinin Açık Cerrahiye Göre Avantajları;

  • Kozmetik olarak büyük bir kesi yerine çok küçük izler
  • Ameliyat sonrası daha az ağrı ve daha az kanama
  • Daha kısa hastanede kalış süresi
  • Günlük yaşantıya daha hızlı dönüş
  • Büyük ve HD görüntü kalitesi ile operasyonun gerçekleştirilmesi
  • Robotik cerrahiye göre ise ciddi bir maliyet avantajı