Vezikoüreteral Reflü

Bu hastalıkta normalde yalnızca böbreklerden üreterler aracılığıyla mesaneye doğru akması gereken idrar, üreterin mesaneye açıldığı alt kısımdaki valv yapısının yeterli çalışmamasından ötürü yukarı doğru kaçmaktadır.

Hangi Sıklıkta İzlenir?

Yaygın görülen doğuştan gelen bir bozukluk olup, görülme oranı %1’dir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olan çocuklarda bu oran %30-50 arasındadır. Anne karnında iken ultrasonda böbrek genişlemesi (hidronefroz) saptanmış çocuklarda %16 oranında saptanmaktadır. Kardeşinde VUR saptanan çocuklarda görülme ihtimali %27 iken, anne-babasında VUR olan çocuklarda görülme sıklığı ortalama %35’tir.

Tanısı

Ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren ya da anne karnında iken böbreğinde şişlik (hidronefroz) tespit edilen çocuklarda yapılan değerlendirmeler sırasında tanı konulmaktadır.

İşeme sistoüretrografisi (VCUG): halk arasında sondalı film olarak adlandırılan bu inceleme tanıda yapılması gereken en önemli ve en çok bilgi verici testtir. Sonda aracılığı ile idrar kesesi içine kontrast madde verilmekte, aralıklarla alınan görüntülerle mesane dolarken ve boşalırken geri kaçak olup olmadığı değerlendirilmektedir. Vezikoüreteral reflü varsa 1 ila 5 arasında ciddiyetine göre derecelendirme yapılır.

Vezikoüreteral reflü tanısı konulan çocuklarda böbreğin ve mesanenin durumunu değerlendirmek amacıyla üriner ultrason, böbrek sintigrafisi (DMSA) ve ürodinamik inceleme gibi testler gerekebilmektedir.

Vezikoüreteral Reflü Neden Önemlidir?

Bu hastalık böbrek hasarı, hipertansiyon ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sonuçlar doğurabilen anatomik ve/veya fonksiyonel bir bozukluktur.

Üriner sistem enfeksiyonu geçirmeyen ve mesanesi düzgün çalışan çocuklarda vezikoüreteral reflü böbrek hasarı oluşturmamaktadır. Bu nedenle tedavide temel olarak böbrek enfeksiyonu gelişme riskini azaltacak önlemler alarak böbrek fonksiyonlarının korunması amaçlanmaktadır.

Tedavi

Cerrahi Dışı (Konservatif) Tedavi: Temel amaç ateşli idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesidir. Düşük dereceli vezikoüreteral reflüsü olan çocukların büyük kısmı kendiliğinden düzelmektedir. Beş yıllık takiplerde 1. ve 2. derece reflüsü olanların %80 oranında, 3–5. derece reflüsü olanların ise %30-50 oranında kendiliğinden düzeldiği görülmektedir.

Antibiyotik profilaksisi: İdrarın enfekte olmasını önlemek amacıyla antibiyotiğin tedavi edici dozundan daha düşük dozlarda koruyucu amaçlı uzun süreli uygulanmasıdır.

İşeme eğitimi: Çocuğun evde ve okulda 2-3 saatte bir tuvalete gitmesi ve düzenli idrar yapması sağlanmalıdır. Çocuğun pelvik taban kaslarının gevşeyip mesane ve barsaklarının tam olarak boşalması için tuvalette uygun pozisyonda oturması, ayaklarının yere basması, gerekirse ayaklarının altına destek konulması gerekmektedir. Sıvı alımı gün içine eşit olarak dağıtılmaldır. Kabızlık problemi varsa mutlaka çözülmelidir.

Erkek çocuklarda erken dönemde sünnet yapılması enfeksiyondan koruduğu için konservatif yaklaşımın bir parçasıdır.

Cerrahi Tedavi

  • Dolgu maddelerinin endoskopik enjeksiyonu (STING): Sistoskop ile mesane içine girilip üreter ağzına dolgu maddesi enjeksiyonu yapılması işlemidir. Günübirlik kısa süreli bir işlem olup, başarı oranı tekrarlayan enjeksiyonlarla %85’e çıkmaktadır.
  • Üreteral reimplantasyon ameliyatı: Üreter alt ucuna tünel oluşturulması ve gerekirse mesaneye tekrar ağızlaştırılması işlemleridir. Bu konuda tanımlanmış birçok cerrahi teknik mevcut olup, başarı şansları %98 civarındadır.